Outer Space

Just another WordPress.com weblog

2009 her ne kadar pek sevmediğim bir yıl olsa da, benim için önemli olduğunu düşündüğüm bir sene. Çok şey öğrendim 2009′da. Çok da şey yaşadım ya… Acının, kederin, pişmanlığın, nefretin olduğu yerde her zaman birşeyler öğrenmek için  gereken motivasyon da bulunur. Ben sanırım bu fırsatları 2009′un son günlerinde yaptığım içsel istişarelerle iyi değerlendirebildim. Kafamda evirip çevirdiğim yığınla şeyden önemli olan bir kaçına burada değineceğim elbet…

Gördüm ki intikam en çok alınmaya çalışana değil almaya çalışana zarar verirmiş. Uykusuz geçirdiğim gecelerde anladım bunu. Ve sonra kendime sordum neden bu dert diye. Sordum, ve cevapladım: “sen” dedim; “sen verdiklerinin karşılığını istiyorsun. harcadıklarının karşılığında vaadedilip de alamadıklarını istiyorsun ama harcadıklarını belki de sadece sen biliyorsun.” Ve öğrendim ki hayatta verdiklerimiz için bekleyeceğimiz karşılık karşımızdakinin harcadıklarımızı gördüğü ve kabul ettiği kadarmış; bizim ne kadar harcadığımız kadar değil. Öğrendim ki aslında birşey beklememek lazımmış karşındakinden, eğer birşey bekleyeceksen hiç yapmamak lazımmış o şeyi.. Anladım ki insanlar nankör olabilirlermiş. Kendi kaçtıkları şeyler karşılarına çıktığında reddedebilirlermiş ve buna sinirlenmenin hiçbir faydası olmazmış insana… Sevgi herşey değilmiş. Karşılıklı saygı olmadan okyanusta kaybolmaktan farksızmış aslında… Hatta adına sevgi bile denmezmiş ya… Saygıymış ve şefkat ve güvenmekmiş aslında sevgiyi varedenler.. Nankörlüğün, korkuların, reddediş ve kaçışın olduğu yerde sevgi olmazmış. İnsan önce kendisiyle barışık olmalıymış aslında.. Başkasıya barışık olmaya çalışmadan önce… Ve işin özü yan yana yürümekteymiş… İtmeye ya da itilmeye başlar başlamaz çekip gidebilecek kadar yürekli olmakmış gerçek delikanlılık. Herşeyi edebinde, adabında bırakmakmış; bırakmayı bilmekmiş adam olmak… Mantıksız düşünmekle duygusallık aynı şey değilmiş.. Acımanın ve kendini tatminin olmadığı yerde duygusal olabilirmiş insan gerçekten. Çok yoğun hissedilen duygular aslında o kadar da yoğun olmayabilirlermiş… Bunları tekrar tekrar yazmamak için doğru düzgün hissetmeyi bilmek gerekirmiş… Ve aşk bunların herbirini es geçmekmiş… Tek başına aşkı aramak değil, sevgi ve aşkı bir arada aramakmış asıl olan…

Yaşanılanlar insanı değiştirebilirmiş… Öncesinden farklı düşünceler kazandırabilirmiş… Ve bu düşünceleri değiştirmek her zaman mümkün olmayabilirmiş… O yüzden  seçim yaparken iki kere düşünmek gerekirmiş; önce neyi seçeceğini, sonra da yaptığın seçimin nasıl kalıcı etkiler bırakabileceğini…

Dostlar da kaybedilirmiş ve bir dostu silip atmak zor birşeymiş… Ve daha da zor olanı bir dostu silip atsan bile yaşanılan anların silip atılamadığını öğrenmekmiş…

Hayat hiçbirimizi beklemezmiş… Biz şaşkıın şaşkın sağa sola bakınırken, o yoluna devam edermiş… Ve yapamadıklarımızı da beraberinde sürükleyip gidermiş… Duramazmışız asla olduğumuz yerde… Ve hesaplaşmalarla boğuşmak geri geri yürümekten farksızmış… Geçip gidene özlem duymak bir işe yaramazmış… Arkaya dönüp bakmamak için yaşadığını doya doya yaşamak lazımmış…

İnandığından vazgeçmemekmiş önemli olan… İnancımızı yitirdiğimiz anda biz de yitip gidermişiz…Ve kendimize en büyük zararı kim olduğumuzu unuttuğumuzda verirmişiz…

Şimdilik bu kadar… Daha fazlası bende kalsın…

Ocak 10, 2010 Posted by | Uncategorized | 2 Yorum

   

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.